1 Aralık 2015 Salı

Sivilce...



     Şu sivilceler ne meret şeyler... Yanlış anlaşılmasın kesinlikle, hayatım boyunca neredeyse sivilceyle bir alıp veremediğim olmadı. Sadece bazen, kendisini yaşayan bir varlık gibi gördüğünü sandığım anlar dahilinde "bende burdayım ula, sana en yakından da daha yakınım" diye düşünebildiğine ve hiç ummadığım hatta ummak istemediğim zamanlarda her yansımada gözüme gözüme girebileceği zamanlar olmuştur. Genç ve orta yaşlarında herhangi bir insanın başına gelebilecek bir hadise. Sorun bende herhalde. Anormal bu arkadaş... Ağzı olsa konuşmayacak Shakespeare' den eserler şakıyacak kendi kendine, burnu ve akciğeri olsa solunum yapacak karbondioksit üretecek... Kendimi bazen şu yunan mitolojilerindeki birden fazla başı olan hydralar gibi hissediyorum. Eminim bunu okuyacak insan da ne dediğimi gayet tabii biliyordur, anlıyordur...

      Neyse kafam çok dolu ama oyunlar çeliyor aklımı. Üşendim de yazmaya zaten, sahi yemek yemeye de üşenmiştim en son. Ölümüm üşenmekten olacak sanırım... :)



      "Düşünüyorum öyleyse varım"

      "Üşeniyorum öyleyse yarın"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder